Yıl 1984 Siirt Sağlık Meslek Lisesi’nde görev
yapıyordum. O yıllarda Kayseri Sağlık Meslek Lisesi Mezunu bir ebe-hemşiremiz
PKK teröristleri tarafından şehit edilmişti. Teröristte, yani katiline “Müsaade
et, şehadet kelimesini getireyim, beni sonra öldürün!” dediğini sonradan
yakalanan terörist bu yönde bir itirafta bulunduğu için öğrenmiştik.
Bu olayı anlatan “ŞEHİT EBE” adlı bir tiyatro
yazmıştım. Bu oyunu 1985’lerde Siirt’te Sağlık Meslek Lisesi öğrencileriyle
sahneye koyduk. Şehit ebenin anasının bir çağrısıyla bitiyordu oyun: “Anaların gözyaşlarında boğulacaksınız!”.
Evladını geri isteyen aileler, yani seçimde HDP'ye
oy verenler, Şimdi haykırıyorlar: “Çocuğumu dağa kaçırmanız için mi size oy
verdik?”
Bugün, Diyarbakır HDP İl Başkanlığı önünde babaların
hıçkırıkları, anaların feryatlarına karışıyor.
Şehit analarının hıçkırıklarına, gözyaşlarına,
ağıtlarına çocukları dağa kaçırılan anaların feryatları da karışıyor.
Anaların gözyaşları sel olurcasına PKK terör
örgütünün sonunu hazırlıyor.
Evlatları dağa çıkan ya da kaçırılan analar, babalar
Diyarbakır’ın sıcağında, sabahtan gece yarılarına kadar feryat figan ediyorlar.
Gözyaşları sel oluyor.
Aralarında kalleş terör örgütünün yollarını kesip
kaçırdığı asker ve polis anaları da var. İster kandırılsın çıksın ister
kaçırılsın, analar aynı acıda buluşuyor: “ Evlat acısı!”. Anaların acısı ortak,
babaların hıçkırıkları aynı gayede birleşiyor: “Evlat acısı!”
Artık etnik kimlik yok, mezhep farklılığı yok; sadece,
koyu bir evlat acısı var ortada! Senin evladın, benim evladım, diyen de yok! Evlat
dediğin Allah’ın ebeveynlere emaneti değil mi? Kavram olarak hepsi aynı
“Allah’ın bize emanetleri…” Ne tuhaf, ilk kucağımıza aldığımızda hissettiğimiz
sevinç de, kaybettiğimizde hissettiğimiz acı da aynı!
Evlat acısında birleşmek ve bunun nedeni olan PKK
terör örgütüne: “Artık yeter!” diyebilmek.
Böyle bir acıda birleşmenin nedeni niçini olmaz!
Bugün, Analar uzun yıllardır göstermeleri gereken birliği, beraberliği
gösteriyorlar. Anaların aynı gayeyle buluşması gereken başka bir acı olabilir
mi? Acılı analar amasız fakatsız
dayanışıyor, bir araya geliyor! Yüzlerdeki hüzün, aynı; yüreklerdeki acı da!
Bu dayanışma geç kalmış bir dayanışma, ama olsun
başladı ya! Bu dayanışmada umut var, burada umudun mumu yanabilir, hiç
söndürülmemek üzere! Analar bu nöbeti almışsa eğer, umudun mumu sönmez, bir
yakan bulunur elbet!
Bu dayanışmanın bir ideolojiyle, siyasetle alakası
düşünülemez!
Artık kaybedecek bir şeyleri kalmayan anaların
ağıtları bu!
Bu dünyanın en asil duygusu, anaların istekleri,
arzuları, yakarışları karşısında zalim yüreklerin de eriyip muma dönmesi gerek!
Evet, Reisin dediği gibi: "Diyarbakır'da
analar, evlatlarını bölücü örgütün elinden kurtarmak için destansı bir mücadele
veriyor."
Diyarbakır’da anaların günlerdir HDP binası önünde
onlara hitaben söyledikleri önemli “Çocuklarımızı PKK dağa götürdü. Terörist
yapacak, bunlara siz aracı oldunuz, evlatlarımızı geri verin!”
HDP ileri gelenlerinin çocuklarının yaşam
standartlarına da bir isyan var burada, bir karşılaştırma var!
Anaların tek söylemi var: “Çocuğumu istiyorum, ben
çocuğumu istiyorum, o kadar!”
Anaların kaygılarını azaltacak tek şey PKK terör
örgütünün silahları bırakması, burada yegâne şart çatışmasızlık!
Yüz yıl önce Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana ve
Hatay işgal edildiğinde: Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi ve Sünni anaları aynı
duruşu göstermişlerdi.
Bugün gördüğümüz bu duruş, yüz yıl önce gösterilen
“ANA” duruşunun aynısı!
Seksen iki milyon anaların acısında bir araya
geliyor ve dimdik ayakta duruyorlar!
Diyarbakır’da HDP binası önündeki bu direniş şu
gerçeği de ortaya koyuyor.
Ortada bir parti var ama gerçekte karar verme
iradesi yok!
HDP sağır da, dilsiz de… Kendi iradesiyle
konuşamayan, karar veremeyen kukla bir parti!
HDP içerisinde irade sahibi siyasetçiler varsa, bunu
değerlendirebilirler.
Bu onlar için de bir fırsat, çık kardeşim; bağın
yoksa sen de anaların yanında yer al. Sana 6 milyon insan ne için oy verdi? Terörle HDP arasına
bir mesafe koymak istiyorsan, samimi isen analara destek
ver. Bunun için, Bundan iyi fırsat mı olur?
Ancak kimseden çıt çıkmıyor, açıkça görülüyor,
bölgede çok ağır bir “PKK vesayeti” var!
HDP yöneticilerinin, belediye başkanlarının özgür
iradesi yok!
Sadece bölgede değişen, halkın cesareti, teröre
artık dur deme kararlılığı! Terörle
kararlı mücadele azmi!
Bu mücadele için yüz yıl öncesinde sergilediğimiz
gibi bir arada olmalıyız! Bu direniş siyasete alet edilmemeli!
Ayaklarının altında cennet olan “CENNET EHLİ
ANALARIMIZ” bir araya gelmişse eğer, gerisi teferruattır.
PKK TERÖRÜ
ANALARIN GÖZYAŞINDA BOĞULACAKTIR!
Yorumlar
Yorum Gönder