İnsan yaratılış itibariyle özel bir varlıktır. Tek
tek de özeldir insan. İkizler bile birbirinden farklıdır ve özeldir. Her insan
ruhunun derinliklerinde, kendisinde özel bir şeyler olduğuna inanır.
İnsan kendi farklılığının farkında olduğundandır;
dünyada da bir fark yaratabileceğine inanır.
Her insan yaşadığı dünyayı daha iyi bir yer haline
getirebileceğine inanır.
Kendisi, ailesi, akrabaları, milleti ve insanlık
alemi için önemli bir misyon taşıdığına inanır.
Buna yönelik hayalleri, kurguladığı hayat hikayeleri
vardır. Rüyaları vardır, yarınlarıyla ilgili.
Kendi geleceğini biçimlendireceğine inanır ve kendine
sonsuz bir güven duygusu besler.
Kendiyle -iç- konuşmasında kelimelerini olumlu yönde
kullanır ve kelimeler güçlü telkinler yaratır ruhunun derinliklerinde.
Sonra gündelik konuşmalar, koşuşturma; ebeveyn
korkuları, yanlış yönlendirme, öğretim, hayat deneyimleriyle kaygılar geliştirir
insan.
Kelimeler olumsuz yönde inancı zayıflatmaya başlar
ve insanın kendine olan güveni azalmaya başlar. En kötüsü insan, güven duygusunu
tamamen de kaybedilir.
İnsan kelimelerin gücüyle başarıya da başarısızlığa
da şartlanabilir. Başarısızlığın dibine vurmuş insanların hayat hikayelerini
sorgulayın; sonra da başarının zirvesine ulaşmış olan insanların hayat
hikayelerini.
İnsan düşüncesinin ve hayalinin sınırı yoktur.
Düşüncelerin ufku da sınırsızdır. Ufuk çizgisi gibi, siz ona yaklaştıkça o
sizden uzaklaşır. “Kızılelma” gibi.
“Allah, Âdem’e gerekli olan bütün eşyanın isimlerini
öğretti.” İsimler, onlara ad olan kelimeler, her biri kâinatın esmasıdır. Kelimeler
bir dilin temel yapı taşlarıdır. Milletin hafızası, milletin kimliği, bir
milletin hayat iksiridir. Kelimelerin hayatı, hayatımızı değiştirme gücü
vardır. Kelimeler dikkat etmemiz gereken güçlü hazinemizdir.
Onları geleceğimizi güçlendirmek ya da mahvetmek için
de kullanabiliriz. Kendimiz iyileştirmek için, şükretmek için başkalarına şefkat
göstermek için de.
Başkalarına hakaret etmek, onları aşağılamak için
de.
Akıl, zihin, idrak, fikir, estetik, duygu, düşünce,
hafıza gibi unsurları var eden kelimelerdir.
İnsana verilmiş olan bu ziynetleri var kılan
kelimelerdir.
“Biz seni yeryüzüne halife yaptık (Sad, 26).” İnsan,
“kâinat sarayının efendisi!” İnsan da ne varsa kâinatta; kâinatta ne varsa
insanda mevcuttur. “Akıl, ilim, hikmet, irfan, ihsan, ilham, marifet…” Bu
ziynetlerle insana eşyayı kullanma yeteneği verilmiştir.
İnsan yeteneğini bu ziynetlerle kullanır. Bu
ziynetler sayesinde kelimeler farklı anlamlarla insanlara rehberlik yapabilecek
söz incilerine dönüşür.
İnancımıza göre “her insan bir âlemdir!”.
Her insanın, “fizikî bakımdan da iç dünyası
bakımından da farklı bir âlemdir.
Her insan farklı bir içgüdüye, karaktere sahiptir.
Her insan farklı kavrama yeteneğine sahiptir.
Her insan, Kendisine özgü bir bakış açısıyla dünyayı
kavrar
Farklı bakış açısıyla her insan; eşyayı gergef
gergef dantel, nakış gibi eşsiz farklı bir işleme gücüne sahiptir.
Madem bir şeye inanıyoruz, itikadımız var; o halde,
inandığımız şeylere güvenelim. Hayallerimizin gerçekleşeceğine inanmıyorsak
onlar, neden hayallerimizde varlar. İnancımız olan fikirlerimizin doğruluğuna
inanıyorsak bunların gerçekleşmesi kelimelerin olumlu yönde duygularımızı
harekete geçirerek iman gücüne dönüşmesi gerek, bunun içinde eylemelerimiz yani
amellerimiz buna uygun biçimde halde meydana gelmelidir. İtikadımız, imanımız
ve amellerimiz birbirine zincir halkaları gibi bağlıdır.
Kelimelerin itikadımız, imanımız ve amellerimiz
üzerindeki etkisini bilmek zorundayız.
Eğer dostuna kılıç çektinse ümidini yitirme.
Aranızın düzelmesi mümkündür. Eğer onu doğru bildiğini söyleyerek onu kırdınsa yine
üzülme, aranızın düzelmesi mümkündür. Ancak; eğer ona güçlü ve ağır kelimelerle
hakaret etmişsen, iftirada bulunmuşsan, sırrını açığa vurmuşsan, dostunu
ebediyen kaybetmişsin demektir.
İnsanın en büyük dostu kendisidir. Kendine hakaret
edip, dostunu kaybetme! Senin içinde bir güç var, o da kelimelerle harekete
geçiriyor! Kendine güvenmemek, seni yaratan varlığın sana armağan ettiği
ziynetlere de güvenmemek demektir. Rüyalarımızı gerçeğe çevirecek kaynak bizim
içimizdedir. Çünkü insan küçültülmüş bir kainattır. Kâinat ne varsa insan da
mevcuttur. Kâinat da büyütülmüş bir insandır, insan da ne varsa kâinatta
vardır.
Mehmet BİLGEHAN
Yorumlar
Yorum Gönder