İNSANA GÖNLÜNÜ AÇMAK VE EL UZATMAK

İbadet etmek sadece namaz kılmak veya oruç tutmak değildir.

Bunlar elbette yerine getirilmesi gereken hususlardır ancak insanlara yardımda bulunmak da ibadettir.

İnsan olarak ruhumuzu da yıkamak zorundayız. İnsanoğlu vücudunu yıkamayı öğrenmiş; ancak, ruhunu yıkamayı öğrenememiştir. İnsan ruhunu nasıl yıkayabilir, nasıl bir şey ruhun yıkanması?

Cevabınız ibadet olacaktır. İbadet doğru ama ibadetin hangisi?

Yardıma muhtaç bir insana el uzatmak, Allah rızası için ona yardım etmek, bir tatlı söz, bir masum sevgi ile bakış da bir nevi ibadettir. Bir insanı müşkülünden kurtarmak, tertemiz gönlümü açmak ve elimizi uzatmak kurban kesmeye eş değer ibadettir.

Gelin, bugün bir insana tertemiz gönlümüzü ve elimizi uzatalım ve zor durumda birine yardım edip onu tekrar cemiyete kazandıralım.

***

Sonra kendimize bir bakalım, Şems’in değerlendirdiği gibi kendimizi biz de değerlendirelim: “ Eğer hala kızıyorsan kendin olan kavgan bitmemiş demektir. Eğer hala kırılıyorsan, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir. Eğer hala kınıyorsan, düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir. Eğer hala karşılıksız sevmiyor ve sevginde ayırım yapıyorsan, hala akıl ve mantığını kullanıyor, içindeki sevginin boyutlanmasına engel oluyorsun demektir. Eğer hala ‘Ben’ demekten vazgeçmiyorsan… dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir… Ve eğer hala ‘şikâyet’ ediyorsan, hakikati göremiyorsun demektir.

Kızma ki sana da kızılmasın! Kırma ki, senin de gönlün kırılmasın! Kınama ki, kınanmayasın! Karşılıksız sev ki, sen de öyle sevilesin! Sevginde ayrım yapma ki, seni sevenler de yapmasın! Ben demekten vaz geç ki, nefsinin esaretinden kurtulasın! Şikâyet etme ki, “hakikati göresin”!

Yunus’un Tapduk Emre’ye bir soru sorar: “Gördüğüme inanmaz isem neye inanırım ihtiyar? Tapduk Emre: “Benim inandıklarım arasında pek azı göz ile görünür!” diye cevap verir.

Gel, bugün gördüklerimizin yanında görmediklerimize de inanalım. Gördüklerimizle çevremizdeki değerlendirmeden Yaradan’dan ötürü hoş görmek için bakalım, insan ve mahlûka; çok şey kaybetmeyiz!

Unutma, Mevlana: “İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar. Herkeste kusur görür, kendine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar.”

Gel, bugün kusur arayıp kendine kör bakanlardan olma!

Yine unutma! Şadi Şİrazi’nin dediği gibi: “Kendinle mutluysan, kimseyle derdin olmaz!” Kendine gülümseyerek bak, sevgi dolu gönlünle gül ki içinde yansısın yüzüne, yüzünde gülücükler açsın; sonra da gönlün açılsın!”

***

Gönül açıklığı, bilincin incelmesi ve titreşmesi, kaostan ve her türlü kafa karıştırıcı etki ve plandan korunmasıdır. Açık gönül, görülmeyeni gören göze ve duyulmanı duyan kulağa sahip olmaktır.

Gönlü açmak için bilmek gerekir. Bildiğini tam bilmek, bildiğine iman etmektir.

Gönlü açmak kendinden geçmek, kendi benini kendinden silmektir.

Gönül, Yüce Yaratan’a ait bir değerin bizdeki yansımasıdır.

Gönül, varoluşun giriş kapısıdır.

Gönül açıklığımız da hepimizin ve her şeyin O’ndan olduğunu bilip, O’nun sevgisinden ve hayrından yarattıklarına giriş kapımızın açıklığıdır.

 Gönül yaratandan aksedenin bizdeki tezahürüdür.

Gönül O'na bağlı bulunduğumuz yerdir.

Gönül O'nun yeridir.

Gönül açıklığı O'nunla bağlantı kurmaktır.

Gönlün konuşması O'nun konuşmasıdır.

Gönül enerjisi sevgi enerjisi olduğundan gönlü açmak sevgi ile dolmaktır.

O enerji en yüksek olduğundan bütün alt enerjileri kendine tabi kılan, dönüştürendir.

Gönül açıklığı güzel bakabilmek ve güzel görmektir.

Gelin bugün gönlümüzü açalım. Bilincimiz incelsin, titresin ruhumuz kendine gelsin! Gelin hakikati bilelim kendimizi kendimizden silelim! Açalım var oluşun giriş kapısını yaradan tecelli etsin, en iyi dost kalıbına girelim ve yüzünüze bakında insanlar yalnızca Allah’ı hatırlasınlar! Gelin sevgiyle dolalım, sevgiyle bakalım! Gelin güzel bakalım ve güzel görelim! Gönlümüzü açalım, gönüller kazanmak için!

Mevlana’nın şu dediğine kulak verelim: “Eğer sende basiret varsa, gönül Kâbe’sini tavaf et! Topraktan yapılmış sandığın Kâbe’nin asıl manası gönüldür… Şunu iyi bil ki sen, Allah’ın nazargâhı olan bir gönlü incitir, kırarsan, Kâbe’ye yaya olarak da gitsen, kazandığın sevap, gönül kırmanın günahını telafi edemez.

 


Yorumlar