Cumhurbaşkanımız
geçmişte “İçimizdeki alçaklar!” derken kimi kastediyordu? Hatırlayalım… Bu
sözün geriye doğru referansı, “Emniyet-Yargı” marifetiyle gerçekleştirilmeye
çalışılan “Yolsuzluk Susturuculu” hükümet darbesiydi.
FETÖ ilk
olarak “emniyet ve yargı içindeki tetikçileri” eliyle dönemin Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan’ı devirmek istedi, ama başarılı olamadı!
“Yolsuzluk Susturuculu
Darbe Girişimi” yavaş yavaş yüce divana doğru evirilmeye başlıyor ve yine
geçmişte “Madem yolsuzluk iddiaları asılsız, o zaman Yüce Divan’a gidip aklanıp
gelsinler.” Lafları gazetelerde, çeşitli mahfillerde çınlıyordu.
Yüce Divan,
FETÖ’nün 17/25 Aralık operasyonunun son hamlesiydi.
TBMM çatısı
altında gizli “Yüce Divan” oylamasında, AK parti oylamadaki firelerini
hatırlamalı!
Bugün
yargılananlar arasında bunlar var mı yok mu, sorulmalıdır? Dünyanın neresine
kaçmışları enselerinde bitilmelidir. Mazlumun ahı alınmalıdır, mazlumlarla
zalimler aklanılmaya çalışmamalıdır, vesselâm!
**
Gelelim, 15
Temmuz hain darbesine… 15 Temmuz hain darbe, doğrudan Erdoğan’ın şahsın
yönelikti.
Amaç
Erdoğan’ı yok ederek Erdoğan liderliğini bitirmekti. Neden? Neden mi?
Elbette, Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın şahsında somutlaşan Türk liderliği yeniden canlanıyordu da ondan!
Oğuz’un,
Bumın Kagan’ın Bilge kagan’ın, Köl Bilge Kagan’ın, Kürşat’ın Alparslan’ın
Fatih’in ve hülasa Atatürk’ün ruhu onun şahsında yeniden diriliyor ve bundan
dolayı Türk dostları gurur duyarken, Türk düşmanları tir tir titriyordu.
Müslüman,
tarikat, cemaat maskesi takan Türk düşmanları, Ermeni dönmeleri maskeleri
düştükçe tir tir titriyorlar, diz çökertilme korkusuyla rüyalarında Köl Bilge
Kagan ile kardeşi Bilge Kagan’ı görüyorlardı, Erdoğan’ın şahsında…
Velhasıl, 15
Temmuz darbe girişimi Devlet Bahçeli gibi bilge bir liderle Erdoğan’ın
dostluğuna bir kapı açılıyor ve bu darbe yenilgiye uğratılıyordu.
Bu
yenilgiden kimlerin nasıl rahatsızlık duyduğu bugün sır değil. Sadece bugün sır
olan ne biliyor musunuz? 15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı eğer!
Kim
Cumhurbaşkanıydı? Bakanlar kimdi, valiler, emniyet müdürleri, belediye
başkanları kimdi? Alalh aşkına söyleyin kimdi? HDP doğuda nasıl bir pozisyondaydı.
Suriye sınırından PKK ve YPG sınırlarımızı nasıl değiştirmişti? Kimler
sorgusuz, sualsiz kurşuna dizilmişti? Şimdi kimler yaşamıyordu? Bunları
sorgulayalım ve “Mazlumla zalimi aynı kefede tartmayalım”.
**
Mutlaka,
FETÖ kendini gizleme kabiliyetine sahip farklı bir terör örgütü.
Masum ve
mazlum olanı suçlu göstermek de mahir.
Eğer KHK’lar
ile masum ve mazlumlar suçlu gösterilmişse, ilk refleksle yine FETÖ eliyle
yaptırılan yönlendirilmelerdir.
Bunları
ayıklamak, adaletin-yargının görevi elbette.
Tekrar ifade
edelin “Masum ve Mazlum”ların bu davalar içerisine sokulmasının sebebi bugün
gerçek zalimleri aynı kefeye koyup kurtarmak içindir. Aklı başında ve akli selim düşünmeli
masumları ve mazlumları ayırt etmelidir. Hem de en kısa zamanda… Adaletin tecellisi
elzemdir.
Mazlumla
zalimi aynı kefede tartmak, en büyük adaletsizliktir!
Yorumlar
Yorum Gönder